Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! [ Kayıt Yap | Giriş Yaprss

Ankara Masaj Ankara Masaj Ankara masaj Ankara masaj salonları masaj Ankara Ankara Masaj Salonları
istanbul masaj salonu istanbul masaj istanbul masaj salonu izmir masz
istanbul masaj salonu Ankara masz Ankara Masaj Ankara Masaj

 

Genelkurmay Başkanlığı’nda Açıklama için yorumlar kapalı

Genelkurmay Başkanlığı’nda Açıklama

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Genelkurmay Başkanlığı'nda AçıklamaGenelkurmay Başkanlığı, İncirlik’ten kalkış yapan 2 adet F-16 uçağının, Suriye‘ye ait 1 adet MI-17 helikopterinin, Cilvegözü/Hatay güneyinde sınırımıza doğru yaklaşması üzerine bölgeye yönlendirilmiş, ancak söz konusu hava aracının, sınıra 4.5 deniz mili kala geri dönerek bölgeden uzaklaştığını açıkladı.Genelkurmay Başkanlığı’, meydana gelen olaylarla ilgili açıklama yaptı. İnternet sitesinden yapılan açıklamada; Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait; 36 gemi ile NATO/Çok Uluslu görevler için, Aden Körfezi, Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz‘de; keşif, karakol, eğitim ve tatbikat görevleri icra edildiği belirtildi.İskenderun Körfezi’nin denizden güvenliğinin sağlanması maksadıyla karakol görevi icra edildiği de kaydedildi.07 Ekim 2013 tarihinde, Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait; Diyarbakır‘dan kalkış yapan 2 adet F-16 uçağımız 08.04-12.00 saatleri arasında Gaziantep-Hatay bölgesinde “Hava Muharebe Devriye Görevi (CAP)” icra ettiği ve görevini tamamlayarak, bir sonraki 2 adet F-16’ya devrettiği açıklandı.Açıklamada şöyle denildi:”İncirlik’ten kalkış yapan ve saat 11.29’dan itibaren Gaziantep-Hatay bölgesinde “Hava Muharebe Devriye Görevi (CAP)” icra etmekte olan 2 adet F-16 uçağımız, Suriye’ye ait 1 adet MI-17 helikopterinin, Cilvegözü/Hatay güneyinde sınırımıza doğru yaklaşması üzerine bölgeye yönlendirilmiş, ancak söz konusu hava aracı, sınırımıza 4.5 deniz mili kala geri dönerek bölgeden uzaklaşmıştır. 2 adet F-16 uçağımız, hava devriye görevini saat 15.51’de tamamlayarak, bir sonraki 2 adet F-16’ya devretmiştir.”Merzifon’dan kalkış yapan 2 adet F-16 uçağının, 15.03-19.37 saatleri arasında Gaziantep-Hatay bölgesinde “Hava Muharebe Devriye Görevi (CAP)” icra ettiği ve görevini tamamlayarak Merzifon hava meydanına geri döndüğü vurgulandı.Ayrıca, açıklamada şöyle denildi:”Rusya Federasyonu’na ait A.SHABALIN-110 isimli çıkarma gemisi 06-07 Ekim 2013 tarihlerinde İstanbul ve Çanakkale boğazlarından Güneye Deklareli geçiş icra etmiştir. Rusya Federasyonu’na ait N.FILCHENKOV-152 ve PERESVET-077 isimli çıkarma gemileri 08-09 Ekim 2013 tarihlerinde Çanakkale ve İstanbul boğazlarından Kuzeye Deklareli geçiş icra etmektedir.”

614 Toplam, 3 Bugün

Başbakan Erdoğan’dan, Başörtülü Memura Provokasyon Uyarısı için yorumlar kapalı

Başbakan Erdoğan’dan, Başörtülü Memura Provokasyon Uyarısı

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Başbakan Erdoğan'dan, Başörtülü Memura Provokasyon UyarısıBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, kılık kıyafet yönetmeliğinde yapılan düzenleme ile birlikte süreci provoke etmek isteyenler olabileceği konusunda başörtülü çalışanları uyardı. Erdoğan, “Süreci provoke etmeye çalışanlar olabilir, lütfen bunları da size bırakıyorum. Bu oyuna asla gelinmesin.” dedi. Kılık kıyafet yönetmeliğindeki değişiklikle hiçkimseye imtiyaz vermediklerini belirten Erdoğan, “Tam tersine yıllarca esirgenen bir insan hakkını, bir inanç hakkını nihayet bugün hak sahiplerine teslim ediyoruz. Yıllardır öz yurtlarında garip, öz vatanlarında parya muamelesi gören bu ülkenin çocuklarına, bu ülkenin öz be öz evlatarına kendi vatanlarında özgürce yaşayacakları bir zemini, imkan ve fırsat eşitliğini sunuyoruz. Türkiye’nin yakın tarihindeki kara bir lekeyi, Türkiye’nin tarihine ayrımcılık lekesi olarak geçmiş kara bir gölgeyi kaldırıyor, sadece başörtülülerin değil, 76 milyonunun tamamının ufkunu bugün daha da genişletiyor, daha da aydınlatıyoruz. Bu kısıtlamanın kalkması sadece ve sadece bir normalleşmedir. Bu baskının, bu dayatmanın kalkması, sadece ve sadece eşitliğin tesis edilmesidir.” dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokratikleşme paketinin 11 yılllık sürecin aşamalarından sadece birisi olduğunu söyledi. TBMM‘de AK Parti Grup Toplanısı’nda konuşan Erdoğan, hükümet programında dile getirdikleri reformları da ilk iktidara geldikleri günden beri kararlı bir şekilde uyguladıklarını belirtti. Erdoğan, partisinin kurulduğu zaandan bu yana ülkedeki sorunları, dayatmaları, yasakları etraflıca tespit ettiğini, çözüm önerilerini, reform projelerini, düşünce alternatiflerini çok net bir şekilde programına koyduğunu dile getirdi. İktidarda oldukları 11 yıl içinde defalarca reform yaptıklarını kaydeden Erdoğan, geçen hafta açıkladıkları demokratikleşme paketine değindi: “Geçtiğimiz pazartesi günü açıkladığımız paket ne bir ilktir ne de sondur; bu paket önceki reformlarımızın bir devamıdır. Bundan sonraki süreçte de bir çok güncellemeler olacaktır, bir çok bunlara ilaveler olacaktır. Bu paket içinde çözüm noktasında sürprizler olsa da ele alınan sorunlar noktasında hiç bir sürpriz yoktur. Seçim barajından tutunuz, partilere yapılan yardıma; partilere üye olma yasaklarının kaldırılmasından tutunuz, başörtüsü özgürlüğüne kadar açıkladığımız her madde, on yıllardır Türkiye’de konuşulan ve sorun olduğu herkesçe kabul edilen maddelerdir.” dedi.MUHALEFETE SEÇİM BARAJI ÜZERİNDE ÇALIŞIN ÇAĞRISIBu paketteki değişiklikler arasında yer alan seçim barajı konusuna değinen Erdoğan, muhalefetin sürekli barajı indirelim dediğini anımsattı. Kendilerinin de 3 tane seçenek sunduklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti: “Bir, ya mevcut durumla devam ederiz, evet ya da hayır ne diyorsunuz? Söyleyin. İki; gelin barajı bir günde 5’e indirelim, 5’li bölge barajları yapalım. Bu ne demek? Türkiye genelinde 110 ve bölge oluşturalım, her bölge 5 tane milletvekili çıkarsın. Sonuncusu bir teklif daha; buyurun barajın tamamını kaldıralım, sıfır. Ve Türkiye’yi 550 bölgeye ayıralım, her bölge bir milletvekili çıkarsın. 3 tane teklif, çalış üzerinde, hangisini uygun görüyorsanız gelin beraber çıkartalım, ha siz uygun görmüyorsunuz; o zaman biz oturacağız, nihai kararımızı AK Parti olarak kendimiz vereceğiz. Biz kamuoyu araştırmalarımızı ayrıca yaparız.” Partilere yardım konusundaki düzenlemeye de değinen Erdoğan, “Nihayetinde yüzde 3 barajını aşan her siyasi parti Hazine yardımından istifade edecek. Nereden buraya indirdik? Yüzde 7 idi, yüzde 7’den yüzde 3’e indirdik. Çalış senin de olsun. Barajı aş, Hazine yardımını al, kendini sevdir, al yardımı.” şeklinde konuştu.”BDP’LİLER PARTİLERİNİN KAPATILMASINI İSTİYOR”Geride kalan 3 genel seçim, 2 yerel seçim ve 2 halkoylamasında milletin çözüm iradesine tam destek verdiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Partilerin kapatılmasına bir parti özellikle karşı değil miydi? Karşıydı. Peki bu parti 26 maddelik Anasaya paketini görüştüğümüz gün niçin Meclis’i terketti gitti? Niçin partilerin kapatılmasına yönelik maddeye desteğini vermedi? Bir taraftan ‘partiler kapatılmasın’ diyeceksin ama önüne madde geldiği zaman da Meclis’i terkedeceksin. Bu ne samimiyetsizlik? Böyle bir doğru yaklaşım anlayışı olabilir mi? Ama bunu benim özellikle, BDP’ye gönül vermiş kardeşlerimin çok iyi bilmesi lazım. Bakın bu gönül verdiğiniz partinin yöneticileri, partilerinin kapatılmasını özellikle istiyorlar, oradan bir şey elde ederim diye bunu istiyorlar. Kapatılmayı engelleyecek böyle bir Anayasa değişikliğine evet demediler, Meclis’i terkedip gittiler. Bir şey daha söyleyeyim: Bizim içimizden de ne yazık ki 3-4 arkadaş ihanet etti, onlar da bırakıp gitti. Eğer onlar bırakıp gitmeseydi, biz yine 330’u yakalardık ve bugün partilerin kapatılması diye bir olay olmazdı, 26’ın yanında 27. madde olarak, o da çıkardı ve bu işi biz bitirmiş olurduk. Onun için, zaman zaman maalesef bu tür yaklaşımlar her siyasi partinin içerisinde olabilir, bizim içimizde de oldu, bunu da söylemek durumundayım. Çünkü bir parti kendi içinde istişarelerini yapıp, nihai kararını verdikten sonra, ona bütün mensuplarının uyması gerekir, partilerin gücü buradan gelir. Ha sen kendine çok güveniyorsan, gidersin bağımsız olursun, adımını da ona göre atarsın. Bağımsız olarak seçilir gelirsin, bildiğini okursun. Ama bu partinin bayrağı altında giriyorsan. Eğer partinin Merkez Karar Yönetim Kurulu varsa, MYK’sı varsa, grubu varsa, buradan çıkacak karara her birimiz uyduğu gün bu parti güçlüdür. Her isteyen istediğini söyleme hürriyetine siyasi partiler içinde sahip olamaz. O partinin ilkeleri var, prensipleri var. O ilkeler çerçevesi içerisinde hareket etmeye mecburdur. Zira o partiden aday olurken, ona müracaatını yaparken, ‘ben sizin ilkelerinizi benimsedim, bu ilkeler çerçevesi içerisinde de de hareket edeceğim’ demektir bu. Temenni ederim ki bu yanlışlar olmaz. Biz bu paketle milletimize verdiğimiz sözü tutuyoruz. Önceden vaat ettiğimiz çözümleri, şartlar ve imkanlar oluştuğu için artık hayata geçiriyoruz.””BAŞÖRTÜ KISITLAMASININ KALKMASI SADECE NORMALLEŞMEDİR”Başbakan Erdoğan ardından demokratikleşme paketinde yer alan kılık kıyafet yönetmelliğindeki değişikliklere değindi: “Kılık kıyafet yönetmeliğindeki değişiklikle çok canlar yakan, gençlerimize, onların anne babalarına çok ağır acılar yaşatan bir uygulama, bir karanlık dönem böylece sona eriyor. Hiçkimseye imtiyaz vermiyoruz, tam tersine yıllarca esirgenen bir insan hakkını, inanç hakkını nihayet bugün hak sahiplerine teslim ediyoruz. Bu kısıtlamanın kalkması sadece ve sadece bir normalleşmedir. Bu baskının, bu dayatmanın kalkması, sadece ve sadece eşitliğin tesis edilmesidir” “BEN NASIL BARTHOLOMEOS’U ATAYAMIYORSAM, SEN DE BENİM ORADAKİ MÜFTÜMÜ ATAYAMAZSIN”Paketteki bir diğer değişiklik olan Mor Gabriel arsasının Süryani vatandaşlara iadesi konusuna da değinen Erdoğan, Vakıflar Meclisi’nin dün aldığı kararın ardından gerekleşecek tapu tescil işleminden sonra bu iadenin de gerçekleşmiş olacağını dile getirdi. Erdoğan, ”Mor Gabriel Kilisesi’nin vakfına iade edilmesi…Bu çok önemli bir adımdır ve Hazine şu anda bunu devretmek suretiyle dün Vakıflar Meclis’nden de geçirerek gerçekleştirmiş oluyoruz. Şimdi tapu tescil kayıtları yapılıyor. Bugüne kadar gelenler bunu niye yapmadı, niye yapamadı?” dğerlendirmesinde bulundu. Erdoğan, bugüne kadar yaklaşık 2,6 milyar liralık Türkiye’deki azınlıklara ait gayrimenkulleri sahiplerine teslim ettiklerini ifade ederek, şunları kaydetti: “Bizim azınlık olarak bulunduğumuz farklı ülkelerde biz mücadeleleri kolay kolay bugüne kadar kazanamadık, kazanamıyoruz. Ama biz Türkiye’de bu iş için kolaylaştırıcı bütün tedbirleri aldık ve bütün adımları atıyoruz. Bir şey daha söyleyeceğim; bazı yerlerde söylüyorum ama burada da söylemem lazım; bakıyorsunuz bazıları çıkıyor, ‘Efendim, bu Ruhban Okulu meselesini halledin’ diyor. Kim ne derse desin, kusura bakmayın. Bizim için Ruhban Okulu meselesi anlık meseledir. Ama biz bir şeyin iadesini yaparken, bir şeylerin de iadesini bekleme hakkına sahibiz. Nedir o? Şu anda bizim Atina’da iki tane camimiz var. Osmanlı mirası…Biri Fethiye Camii…Dedik ki ‘Gelin bunu bize iade edin, biz bunun restorasyonunu yapalım.’ Bakın Atina’da buraya gelen Müslümanların ibadet edecekleri bir yerleri yok. Bize kaç kez söz verdiler. 10 yıldır bu gündemimizdedir, gelen tüm başbakanlarıyla bunu hep konuşmuşumdur. Maalesef hala oyalanıyoruz. İkinci bir sorun; bunların bir yetimhanesi vardır Büyükada’da. Muhteşem bir yer…Biz hemen dava görüldü ve yetimhaneyi kendilerine teslim ettik. Hiç tereddütümüz yok. O günden bugüne daha da inşaasına başlamadılar. Üçüncü bir sorun: St Sinop Meclisi’nde, Lozan’a göre konuşuyorum, enim düşüncemi söylemiyorum. St Sinop Meclisi üyelerinin tamamıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması lazım. Yani Bartholomeus gibi… Ben Sayın Bartholomos’a şunu söyledim; ‘Sen dışarıda papaz getir, biz bunları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapalım ve St. Sinop Meclisi de Lozan’a uygun bir şekilde teşekkül etsin.’ Şu ana kadar 17 tane gelip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına aldığımız papaz vardır. Biz bunu da yaptık. Gel gör ki Batı Trakya’da benim 150 bin soydaşım var. Ama Batı Trakya’da benim 150 bin soydaşımın başmüftüsünü Yunan Hükümeti kendi memuru gibi atıyor. Bartholomeos’u ben kendi memurum gibi atıyor muyum? Ben nasıl Sayın Bartholomeos’u atayamıyorsam, bu hak nasıl ki Rum Ortodokslara aitse, sen de benim oradaki başmüftümü atayamazsın. Onu da oradaki benim müslüman kardeşerimin seçmesi lazım. Yani bütün bunlar karşısında ülkemden de bazı insanlar çıkıyor, işte ‘biz Başbakanımıza güveniyoruz, bunu da Başbakanımız çözmeliydi.’ Kusura bakma sen kimin bu noktada sözcülüğüne soyunuyorsun? Burada bir defa hak neyse buna bakacağız. Biz Sümela manastırını bunlr aiyin için açtık, öbür tarafta Tarsus‘takini açtık. Öbür tarafta Van Akdamar’ı kendimiz inşa ettik ve açtık. İnsaf edin ya, bütün bunları sen yap yap, sadece gel Ruhban Okulu’nda tıkan. Onlar da gelsinler bu konuda ‘evet’ desinler, eş zamanlı adımları atalım. Biz buna varız. Ama eşzamanlı. Fethiye Camii’nden, diğer camiden ve başmüftü seçimini birlikte aynı zamanda yapalım, biz Ruhban Okulu’nda açarız. Bu kadar açık konuşuyorum.””MERAKLI OLANLAR PARTİ MERKEZLERİNİN ÖNÜNDE ANDI YAPMAYAN DEVAM EDER”Konuşmasında Erdoğan ayrıca ilkokullarda andın okutulmasına yönelik genelgenin bugün Resmi Gazetede yayınlandığını ve yürürlüğe girdiğini hatırlattı. “Artık ilkokullarda, ortaokullarda böyle bir şey sözkonusu değil. Ama çok meraklı olan bazı siyasiler, siyasi partiler var. Zannediyorum onlar haftanın her günü partilerinin genel merkezi önünde bu andı yapmayan devam ederler.” ifadelerini kullandı.”İKNA ODALARINDA ONURLARINA DOKUNULAN KIZLARIMIZIN YARALARI ELBETTE KAPANMAYACAK”Kıyafet yönetmeleğindeki değişikliğin de Resmi Gazete’de yayınlandığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin tarihi nitelikte bir normalleşme adımını böylece atmış olduğunu vurguladı. Erdoğan, ardından grup salonundakileri duygulandıran bir konuşma yaptı: “Fakat ben buradan tüm başörtülü kardeşlerime sesleniyorum; süreci provoke etmeye çalışanlar olabilir, lütfen bunları da size bırakıyorum. Bu oyuna asla gelinmesin. Onun için valilerimizle bu konuda gerekli görüşmeler her şey yapılıyor, bu provokasyona gelmeden inanıyorum ki başörtülü kardeşlerim de inancının gereğini inandığı gibi yerine getirecek ve yıllardır elinden alınan bu hakkı iade etmek suretiyle bu hakkı kullanmaya başlayacaktır. Kılık kıyafet yönetmeliğindeki değişiklikle çok canlar yakan, gençlerimize, onların anne babalarına çok ağır acılar yaşatan bir uygulama, bir karanlık dönem böylece sona eriyor. Şunu burada tüm samimiyetimle vurgulamak istiyorum; hiçkimseye imtiyaz vermiyoruz, tam tersine yıllarca esirgenen bir insan hakkını, bir inanç hakkını nihayet bugün hak sahiplerine teslim ediyoruz. Yıllardır öz yurtlarında garip, öz vatanlarında parya muamelesi gören bu ülkenin çocuklarına, bu ülkenin öz be öz evlatarına kendi vatanlarında özgürce yaşayacakları bir zemini, imkan ve fırsat eşitliğini sunuyoruz. Türkiye’nin yakın tarihindeki kara bir lekeyi, Türkiye’nin tarihine ayrımcılık lekesi olarak geçmiş kara bir gölgeyi kaldırıyor, sadece başörtülülerin değil, 76 milyonunun tamamının ufkunu bugün daha da genişletiyor, daha da aydınlatıyoruz. Bu kısıtlamanın kalkması sadece ve sadece bir normalleşmedir. Bu baskının, bu dayatmanın kalkması, sadece ve sadece eşitliğin tesis edilmesidir. 76 milyonun arasına sokulan başörtülü, başı açık ayrımı ve ayrımcılığını artık ortadan kaldırıyoruz. Benim başı açık kardeşim de başı örtülü kardeşim de bundan sonra rahat rahat aynı yerde ve birlikte çalışmanın hazzına, mutluluğuna ereceklerdir. Devlet vatandaşına bakarken, muteber ve mutaber olmayan, öz evlat , üvey evlat muamelesi yapıyordu. Devlet vatandaşına bakarken bu ayrımı yapıyordu. Devlet vatandaşına yaşam tarz, kılık kıyafet, resmi tarih, resmi ideoloji dayatıyordu. Biz bugün devletin bu çarpık bakışına bir son veriyor, 76 milyonun devlet nazarında bir ve beraber olması için tarihi bir adım atıyoruz. Elbette bırakılan ve bırakılmak zorunda kalınan o okulların kaybı telafi edilemeyecek. Elbette gurbette geçen yılların, vatan, sıla, aile hasretinin telafisi mümkün olmayacak. Üniversite kapılarında, ikna odalarında onurlarına dokunulan kızlarımızın yaraları elbette kapanmayacak. Hıçkırıklarla dökülün gözyaşları elbette geri gelmeyecek. Mahkemelerde, gözaltılarda, hapishanelerde, hücrelerde tüketilen hayatlar elbette geri verilemeyecek. Titreyen elleriyle, gözlerinde damlalarla başlarındaki örtüyü çıkarmak zorunda kalan, itilen, kakılan, horlanan kız çocuklarının daha genç yaşta kırılan eğitim şevkleri elbette tamir edilemeyecek. Pencerenin kenarında okula, işe giden arkadaşını seyreden, kalbi ağlayan kadınların iç çekmeleri elbette telafi edilemeyecek. Ancak inaniyorum ki bugün başlayan normalleşme, bugün başlayan yeni demokratik özgür süreç, hepimiz, milletimiz için bir teselli, gelecek nesilller için güvence olacaktır. Bizlere, 76 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının her birine bugünleri gösteren rabbime hamd olsun. Bu demokratik ve özgür neticeye ulaşmamızda katkısı olanlara, özellikle bu insan hakkının yıllarca çileli müadelesini verenlere selam olsun. Rabbim Türkiye’ye böyle acılar yaşatmasın diyor, bu tarihi düzenlemenin hayırlı olmasını diliyorum.”UŞAKTAN KOŞARAK GELDİ, TÜRK BAYRAĞI HEDİYE ETTİErdoğan, bu konuşmasını yaptığı sırada salonda duygulananlar olduğu görüldü. Erdoğan’ın konuşmasının ardından barış, kardeşlik ve demokrasi projesine destek olmak amacıyla Uşak’tan Ankara’ya koşarak gelen Akın Yeniceli kürsüye çıktı. Yeniceli, Başbakan Erdoğan’a Uşak’tan getirdiği Türk bayrağını hediye etti.

585 Toplam, 1 Bugün

‘koşan Adam’ Kemal Özdemir, İstanbul’da Başlattığı Maraton Dizisinde Kızılcahamam’a Ulaştı için yorumlar kapalı

‘koşan Adam’ Kemal Özdemir, İstanbul’da Başlattığı Maraton Dizisinde Kızılcahamam’a Ulaştı

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

'koşan Adam' Kemal Özdemir, İstanbul’da Başlattığı Maraton Dizisinde Kızılcahamam’a UlaştıSarp’ın Umudu Derneği adına 1 Ekim 2013 Salı günü İstanbul Ataşehir’den maratona başlayan Kemal Özdemir Kızılcahamam’a geldi. Özdemir’in, 10 Ekim 2013 Perşembe günü maratonunu Ankara’da bitireceği belirtildi.7 Ekim tarihinde Kızılcahamam’a ulaşan Kemal Özdemir, Kızılcahamam Belediye Başkanı Coşkun Ünal tarafından karşılanarak misafir edildi. 8 Ekim sabahı Kızılcahamam Belediyesi önünden hareket eden koşan adamı, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ekrem Demirtaş ve öğrenciler uğurladı.Koşan adam Kemal Özdemir, gerçekleştirdiği maraton koşularının amacının genlerinde Canavan hastalığı taşıyan, ancak umut dolu engelli bebek ve çocukların sessiz çığlığını duyurmaya çalışmak olduğunu söyledi.Canavan hastalığından bahseden Özdemir, şöyle devam etti:“Canavan, beyni etkileyen, nadir, ölümcül ve genetik bir hastalık. Canavan hastalığı ile doğan bebekler, yutkunamaz, konuşamaz, oturamaz ve zamanla duyma ve görme yetilerini de kaybederler. Sürekli olarak, her türlü bedensel fonksiyon için özel cihaz ve malzemelere ihtiyaç duyan bu çocuklar, hayatlarını ilk 3-10 yıl arasında yitirirler ve bu süreyi de ağır engelli olarak geçirirler. Ne yazık ki, Türkiye’deki Canavan ve diğer genetik hastalıklarla doğmuş ‘yenik’ bebek ve çocuklar, bu kısa ömürlerini, Avrupa ve Amerika’da yaşayan Canavan hastaları sahip olduğu türden haklara ve olanaklara sahip olarak geçiremiyorlar.”Kemal Özdemir, Kızılcahamam Belediyesi önünde öğrencilere sarpın umudu yazılı balonlar dağıttı ve umut olması dilekleriyle balonları havaya atmalarını istedi.1 maraton koşacak olan Özdemir yarın sabah Belediye önünden son maratonu için start alarak 10 Ekim Perşembe günü Ankara da olmayı planladığı belirtti.

643 Toplam, 1 Bugün

Başbakan Erdoğan, Hamas Lideri Meşal İle Görüşecek için yorumlar kapalı

Başbakan Erdoğan, Hamas Lideri Meşal İle Görüşecek

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Başbakan Erdoğan, Hamas Lideri Meşal İle GörüşecekBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hamas Lideri Halid Meşal ile saat 18.00’da görüşecek.

578 Toplam, 1 Bugün

Danimarka Türk Işadamlarını ‘kırmızı Halı’ Ile Karşılayacak için yorumlar kapalı

Danimarka Türk Işadamlarını ‘kırmızı Halı’ Ile Karşılayacak

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Danimarka Türk Işadamlarını 'kırmızı Halı' Ile KarşılayacakDışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Danimarka’nın Türkiye’ye Avrupa Birliği(AB) sürecinde önemli destek verdiğini belirterek, ilişkilerin daha da gelişmesi için çalıştıklarını ifade etti. Danimarka Dışişleri Bakanı Villy Sovndal da Türk işadamlarının ülkeye daha rahat giriş yapabilmeleri için ‘kırmızı halı’ uygulaması başlatacaklarını söyledi.Bakan Ahmet Davutoğlu, Danimarka Dışişleri Bakanı Villy Sovndal ile Bakanlık binasında yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.Türkiye ile Danimarka arasındaki ilişkilerin her alanda mesafe kat ettiğinden duydukları memnuniyeti dile getiren Davutoğlu, 1 milyar doları bulan ekonomik ilişkinin artırılması için mevkidaşı ile önemli görüşmeler yaptıklarını anlattı. Davutoğlu, Türkiye’nin vatandaşları için hak ve özgürlükler, ekonomik kalkınma bağlamında en iyi seviyeye oturtmak istediklerini dile getirdi. Suriye konusuna da değinen Davutoğlu, uluslararası kamuoyunun üzerine düşen görevleriyapmadığından yakınarak, “Bugün Suriye konusunda görüş beyan eden sorumluluk sahibi herkesin önce gidip bu görüşlerini mültecilerin yüzlerine söylemelerini isteriz. Mültecileri yüzüne karşı söylenemeyen her söz Suriye konusunda anlam ifade etmez. Orada yetim çocuklara gidip anlatamadığınız hiçbir barış projesi veya siyasi çözüm süreci Suriye’de kalıcı olmaz. O insanların acıları dinmedikçe Suriye ye barış gelmez. Bu konuda uluslararası toplum üzerine düşeni yapmamıştır.” dedi. Maddi yardımların farkındalık oluşturduğuna belirten Bakan Davutoğlu, Türkiye’nin bugüne kadar Suriyeli mülteciler için şerefle 2 milyar harcadığını ancak bu konuda Türkiye’ye sağlanan desteğin ise 133 milyon dolar olduğunu kaydetti.Davutoğlu, Danimarka’nın ve diğer ülkelerin hem sivil toplum kuruluşlarıyla sınır ötesi yardımları arttırarak, ‘mültecileri sınır ötesinde tutabilir miyiz’ diye düşündüklerine işaret ederek, “Uluslar arası toplum mültecilerin sayısının artmasını engellemek için Suriye içindeki yardımlara hız vermesi lazım. Suriye içindeki yardımlara hız verilmezse, korkumuz 2 milyonu aşmış olan komşu ülkelerdeki sığınmacı sayısı 3-4 milyonlara çıkabilir. Türkiye’deki sığınmacı sayısı artabilir.” diye konuştu.TÜRKİYE’NİN CESARETİNİ ÖVDÜKonuk Dışişleri Bakanı Villy Sovndal da, Danimarka ile Türkiye’nin arasında 2 bin kilometrelik mesafe olmasına rağmen her yıl Türkiye’yi ortalama 400 bin Danimarkalı’nın ziyaret ettiğini ve 60 bin Türk kökenli vatandaşın da Danimarka’da yaşadığı bilgisini paylaştı. Sovndal, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için Türkiye’den gelen işadamlarının ülkeye daha rahat giriş yapabilmeleri için ‘Kırmızı Halı’ uygulaması başlatacaklarını söyledi.Suriye konusunda Türkiye’nin büyük rol oynadığına da işaret eden Danimarkalı bakan, Türkiye’nin demokratikleşme sürecindeki kararlı ve cesur adımlarını övdü, AB müzakereleri için desteklerinin süreceğinden söz etti.Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda ‘bir takviminiz var mı’ sorusuna Sovndal,Türkiye’nin ekonomik durumunun herkesin görmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin birçok konuda merkezde yer aldığını, bir takvim veremeyeceğini ancak Kıbrıs sorunu çözülürse, büyük sorunun çözülmüş olacağını vurguladı.Sovndal, dünyada son 20 yıldır kimyasal silah kullanılmadığını ancak Suriye rejiminin buna uymadığını hatırlatarak, bu durumun herkes tarafından kınanması gerektiğini sözlerine ekledi.

598 Toplam, 1 Bugün

Çubuk Modern Parklara Kavuşuyor için yorumlar kapalı

Çubuk Modern Parklara Kavuşuyor

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Çubuk Modern Parklara Kavuşuyor

ANKARA – Çubuk Belediye Başkanı Lokman Özden, ’’Mevcut 17 parkı revize ederken, göreve geldiğimiz günden bu güne ilçemize 38 yeni park kazandırdık’’ dedi. Çubuk Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ilçedeki yeşil alan çalışmalarını ara vermeden sürdürürken, park sayısını 55 adede çıkardı. Hemşehrilerinin çocuklarıyla birlikte parklara olan yoğun ilgisinin kendilerini oldukça mutlu ettiğini söyleyen Çubuk Belediye Başkanı Lokman Özden, hizmet süreleri boyunca ilçede bulunan mevcut 17 parkı modernize ettiklerini ve ilçeye kendi imkanlarıyla 38 yeni park yaparken, 7 adette büyükşehir belediyesi tarafından yapılan parkla birlikte park sayısını 62’ye çıkarttıklarını belirtti. Bugüne kadar yapılan hizmetleri ilçe halkıyla birlikte gerçekleştirdiklerini belirten Özden,şunları söyledi: “Göreve geldiğimizde ilk işimiz mevcut parkları revize ederek kullanıma hazır hale getirdik. 2009 yılından bu tarafa kendi imkanlarımızla ilçemize 38 adet yeni park yaparken, 8 adet halı saha da 5 adet basketbol sahası yapılarak hizmete girdi. Ayrıca Fatih, Yıldırım Beyazıt ve Muhsin Yazıcıoğlu Mahallelerimiz de ise 3 adet daha halı sahan yapımı devam etmektedir. Bunlarla birlikte Ankara Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi tarafında da 4 adet park yapılırken, 3 adet parkın yapımı ise devam etmektedir. Huzurevi arkasında, Köprü Sokak, Dinç Sokak, 10. Sokak ve Çubuk2 Barajı’nın alt kısmında bulunan Yeşil Vadi’de ise park ve çevre düzenleme çalışmalarımız devam etmektedir. Bu yıl içerisinde park ve koruluklarımıza toplam 8 bin 767 ağaç dikilirken, 15 bin adet ağaç da vatandaşlarımıza dağıtıldı.” Vatandaşların modernize edilen ve yeni yapılan parklara sahip çıkması gerektiğini belirten Başkan Özden, ilçeyi güzelleştirip daha yaşanabilir bir şehir haline getirmek için çalışmalarına aralıksız devam edeceklerini sözlerine ekledi.

536 Toplam, 1 Bugün

Ak Parti Grup Toplantısı (3) için yorumlar kapalı

Ak Parti Grup Toplantısı (3)

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Ak Parti Grup Toplantısı (3)Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokratikleşme paketinde yer alan kılık kıyafet düzenlemesindeki değişikliklere ilişkin, “Hiç kimseye imtiyaz vermiyoruz, tam tersine yıllarca esirgenen bir insan hakkını, bir inanç hakkını nihayet bugün hak sahiplerine teslim ediyoruz” dedi. Erdoğan’ın başörtüsü ile ilgili duygu dolu sözleri üzerine salonda bulunan bazı başörtülü kadınlar gözyaşlarına hakim olamadı.Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokratikleşme paketinin 11 yıllık sürecin aşamalarından sadece birisi olduğunu ifade etti. AK Parti, kurulduğu andan itibaren Türkiye’de sorunları, yasakları, dayatmaları etraflıca tespit ettiğini, çözüm önerilerini, reform projelerini çok net bir şekilde programına koyduğunu anımsatan Başbakan Erdoğan, iktidar görevini devralmalarının ardından parti programlarında olduğu gibi, seçim beyannamelerinde, hükümet programlarında dile getirdiklerini reformlarında kararlı bir şekilde uygulamaya başladıklarının altını çizdi.“ELE ALINAN SORUNLAR NOKTASINDA HİÇBİR SÜRPRİZ YOKTUR”Erdoğan, 11 yıl içerisinde defalarca reform yaptıklarını belirterek, “Defalarca reform paketlerini kamuoyuna duyurduk. Bir takvim çerçevesinde uygulama safhasına geçtik. Geçtiğimiz Pazartesi günü açıkladığımız paket ne bir ilktir, ne bir sondur. Bu paket önceki reformlarımızın bir devamıdır. Bundan sonraki süreçte de bir çok güncellemeler olacaktır. Bir çok bunlara ilaveler olacaktır. Basın toplantısında da açıkladım. Bu paket içinde çözüm noktasında sürprizler olsa da ele alınan sorunlar noktasında hiçbir sürpriz yoktur. Seçim barajından tutunuz, partilere yapılan yardıma, partilere üye olma yasaklarından tutunuz baş örtüsü özgürlüğüne kadar açıkladığımız her madde on yıllardır Türkiye’de konuşulan ve sorun olduğu herkesçe kabul edilen maddelerdir. Ne diyordu muhalefet; barajı indirelim… Var mı bir gerekçeleri veyahutta nasıl olacağına dair bir şeyleri var mıdır. Üç tane seçenek sunuyoruz. Bir; ya mevcut durumla devam ederiz. Evet veya hayır ne diyorsunuz söyleyin. İki; gelin biz barajı yüzde 5’e indirelim, 5’li bölge barajları yapalım. Bu ne demek Türkiye genelinde 110 bölge oluşturalım, her bölge 5 tane milletvekili çıkarsın. Sonuncusu bir teklif daha buyurun barajın tamamını kaldıralım. Sıfır ve Türkiye’yi 550 bölgeye ayıralım. Her bölge bir milletvekili çıkarsın. Üç tane teklif. Çalışın üzerinde hangisini uygun görüyorsunuz gelin beraber çıkartalım. Siz uygun görmüyorsunuz o zaman oturacağız nihai kararımızı AK Parti olarak kendimiz vereceğiz”“ÇALIŞ SENİN DE OLSUN”Partilere yardım konusunda yüzde üç barajını aşan her siyasi partiye Hazine yardımından istifade edeceğini altını çizen Başbakan Erdoğan, “nereden buraya indirdik; yüzde 7’ydi, yüzde 7’den yüzde 3’e indirdik. Çalış senin de olsun. Yüzde 3 barajını aş hazine yardımından al. Kendini sevdir. AK Parti olarak bu sorunları ilk kez bu pakette ele aldık” dedi.“BİZİM İÇİMİZDEN DE NE YAZIK Kİ ÜÇ DÖRT ARKADAŞ İHANET ETTİ”Başbakan Erdoğan, “Partilerin kapatılmasına bir parti özellikle karşı değil miydi? Karşıydı. Peki bu parti 26 Mart Anayasa paketinin görüştüğümüz gün niçin Meclis’i terk edip gitti. Niçin partilerin kapatılmasına yönelik maddeye desteğini vermedi. Bir taraftan sen geleceksin partiler kapatılmasın diyeceksin ama önüne madde geldiği zaman Meclis’i terk edeceksin. Bu ne samimiyetsizlik. Böyle bir doğru yaklaşım anlayışı olabilir mi? Ama benim bunu özellikle BDP’ye gönül vermiş kardeşlerim çok iyi bilmesi lazım. Bakın bu gönül verdiğiniz partinin yöneticileri partilerinin kapatılmasını özellikle istiyorlar. Oradan bir şey elde edelim diye bunu istiyorlar. Kapatılmayı engelleyecek böyle bir Anayasa değişikliğine ‘evet’ demediler. Meclis’i terk edip gittiler. Bizim içimizden de ne yazık ki üç dört arkadaş ihanet etti. Onlar da bırakıp gitti. Eğer onlar da bırakıp gitmeseydi biz yine 330’u yakalardık ve bugün partilerin kapatılması diye bir olay olmazdı. 26’nın yanında 27. madde olarak o da çıkardı ve biz bu bitirmiş olurduk. Onun için zaman zaman maalesef bu tür yaklaşımlar her siyasi partinin içerisinde olabilir. Bizim içimizde de oldu. Çünkü bir parti kendi içerisinde istişarelerini yapıp nihai kararını verdikten sonra ona bütün mensuplarının uyması gerekir. Partilerin gücü buradan gelir. Sen kendine çok güveniyorsan gidersin bağımsız olursun ona göre adımını atarsın. Bağımsız olarak seçilir gelirsin bildiğini okursun ama bu partinin bayrağı altına giriyorsan, bu partide eğer Merkez Kara Yönetim Kurulu varsa, MYK’sı ve grubu varsa buradan çıkacak karara uyduğu gün bu parti güçlüdür. Her isteyen her istediğini söyleme hürriyetine siyasi partilerin içinde sahip olamaz. O partinin ilkeleri vardır. Prensipleri vardır. O ilkeler içerisi çerçevesinde hareket etmeye mecburdur. Zira o partiden aday olurken ‘ben sizin ilkelerinizi benimsedim, bu ilkeler çerçevesi içerisinde de hareket edeceğim’ demektir bu. Temenni ederim ki bu yanlışlar olmaz. Biz bu paketle millete verdiğimiz sözü tutuyoruz. Önceden vaat ettiğimiz çözümleri şartlar ve imkanlar oluştuğu için artık hayata geçiriyoruz” şeklinde konuştu.“BARTHOLOMEOS’U BEN KENDİ MEMURUM GİBİ ATIYOR MUYUM?”Reform paketinin belli bir takvim içerisinde ilerlemeye başladığının altını çizen Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:“İdari olanları hemen süratle inşallah bayram öncesi yetiştirmeye çalışacağız. Yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Vakıflar Meclis’i Süryani vatandaşlarımıza ait olan arsaların iadesi için dün bir karar aldı ve tapu tescil işleminden sonra bu iadede gerçekleşmiş olacak. Mor Gabriel Kilisesi’nin vakfına iade edilmesi. Bu çok önemli bir adımdır ve bunu Hazine şuanda devretmek suretiyle bunu dün vakıflar Meclis’inden geçirerek gerçekleştirmiş oluyoruz. Şimdi tapu tescili yapılıyor. Bugüne kadar gelenler bunu niye yapmadı. Niye yapamadı. Bakın biz burada geçen Ramazan’dan sonra bugüne kadar yaklaşık 2,6 milyar liralık ülkemizdeki azınlıklara ait gayri menkulleri sahiplerine teslim ettik. Bizim azınlık olarak bulunduğumuz farklı ülkelerde biz bu mücadeleleri kolay kolay kazanamadık, kazanamıyoruz. Ama biz bakın Türkiye’de bu iş için kolaylaştırıcı bütün tedbirleri aldık ve bütün adımları atıyoruz. Bakıyorsunuz bazıları çıkıyor ‘efendim diyor bu Ruhban okulu meselesi…’ Kim ne derse desin kusura bakmayın, Bakın bizim için Ruhban Okulu meselesi anlık meseledir. Ama biz bir şeyin iadesini bir şeylerinde iadesini bekleme hakkına sahibiz. Şuanda Atina’da bizim iki tane camimiz var. Osmanlı mirası. Bir tanesi Fethiye Camisi. Dedik ki gelin bize bunu iade edin. Biz bunun restorasyonunu yapalım. Buraya gelen Müslümanların ibadet edecekleri bir yerleri yok. Bize kaç kez söz verdiler. On yıldır bizim bu gündemimizdedir. Gelen bütün başbakanlarla hep bunu konuşmuşumdur. Maalesef hala oyalanıyoruz. İkinci bir sorun bunların bir yetim hanesi var. Büyükada’da muhteşem bir yer. Biz hemen dava görüldü yetim haneyi kendilerine teslim ettik. O günden bugüne kadar hala inşasına başlayamadılar. St Sinop Meclisi’nde, Lozan’a göre konuşuyorum, enim düşüncemi söylemiyorum. St Sinop Meclisi üyelerinin tamamıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması lazım. Yani Bartholomeus gibi… Ben Sayın Bartholomos’a şunu söyledim; ‘Sen dışarıda papaz getir, biz bunları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapalım ve St. Sinop Meclisi de Lozan’a uygun bir şekilde teşekkül etsin ve Şu ana kadar 17 tane gelip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına aldığımız papaz vardır. Biz bunu da yaptık. Gel gör ki Batı Trakya’da benim 150 bin soydaşım var. Ama Batı Trakya’da benim 150 bin soydaşımın başmüftüsünü Yunan Hükümeti kendi memuru gibi atıyor. Bartholomeos’u ben kendi memurum gibi atıyor muyum. Ben nasıl Sayın Bartholomeos’u atayamıyorsam, bu hak nasıl ki Rum Ortodokslara aitse, sen de benim oradaki başmüftümü atayamazsın. Onu da oradaki benim Müslüman kardeşlerimin seçmesi lazım. Yani bütün bunlar karşısında ülkemden de bazı insanlar çıkıyor, işte ‘biz Başbakanımıza güveniyoruz, bunu da Başbakanımız çözmeliydi.’ Kusura bakma sen kimin bu noktada sözcülüğüne soyunuyorsun? Burada bir defa hak neyse buna bakacağız. Biz Sümela manastırını bunlara ayin için açtık, öbür tarafta Tarsus‘takini açtık. Öbür tarafta Van Akdamar’ı kendimiz inşa ettik ve açtık. İnsaf edin ya, bütün bunları sen yap yap, sadece gel Ruhban Okulu’nda tıkan. Onlar da gelsinler bu konuda ‘evet’ desinler, eş zamanlı adımları atalım. Biz buna varız. Ama eşzamanlı. Fethiye Camii’nden, diğer camiden ve başmüftü seçimini birlikte aynı zamanda yapalım, biz Ruhban Okulu’nda açarız. Bu kadar açık konuşuyorum.”“PARTİLERİNİN GENEL MERKEZİ ÖNÜNDE BU ANDI YAPMAYAN DEVAM EDERLER”İlkokullarda andın okutulmasına yönelik genelgenin bugün Resmi Gazetede yayınlandığını ve yürürlüğe girdiğini sözlerine ekleyen Başbakan Erdoğan, “Artık ilkokullarda, ortaokullarda böyle bir şey söz konusu değil. Ama çok meraklı olan bazı siyasiler, siyasi partiler var. Zannediyorum onlar haftanın her günü partilerinin genel merkezi önünde bu andı yapmayan devam ederler” dedi.“BU OYUNA ASLA GELİNMESİN”Kıyafet yönetmeliğindeki değişikliğin de Resmi Gazete’de yayınlandığını kaydeden Başbakan Erdoğan, Erdoğan, Türkiye’nin tarihi nitelikte bir normalleşme adımını böylece atmış olduğunu belirterek, “Fakat ben buradan tüm başörtülü kardeşlerime sesleniyorum; süreci provoke etmeye çalışanlar olabilir, lütfen bunları da size bırakıyorum. Bu oyuna asla gelinmesin. Onun için valilerimizle bu konuda gerekli görüşmeler her şey yapılıyor, bu provokasyona gelmeden inanıyorum ki başörtülü kardeşlerim de inancının gereğini inandığı gibi yerine getirecek ve yıllardır elinden alınan bu hakkı iade etmek suretiyle bu hakkı kullanmaya başlayacaktır”“BAŞÖRTÜLÜ KADINLAR GÖZYAŞLARINA BOĞULDU”Başbakan Erdoğan’ın başörtüsüyle ilgili yaptığı konuşma sırasında AK Parti Grup toplantısını izlemeye gelen bazı başörtülü kadınlar gözyaşlarına hakim olamadı. Erdoğan’ın konuşmasında sırasında duygu dolu anlar yaşan bir başörtülü bayanın uzun süre ağlaması dikkat çekti.Kılık kıyafet yönetmeliğindeki değişiklikle çok canlar yakan, gençlere, onların anne babalarına çok ağır acılar yaşatan bir uygulamanın bir karanlık dönemin böylece sona erdiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:“Şunu burada tüm samimiyetimle vurgulamak istiyorum; hiç kimseye imtiyaz vermiyoruz, tam tersine yıllarca esirgenen bir insan hakkını, bir inanç hakkını nihayet bugün hak sahiplerine teslim ediyoruz. Yıllardır öz yurtlarında garip, öz vatanlarında parya muamelesi gören bu ülkenin çocuklarına, bu ülkenin öz be öz evlatlarına kendi vatanlarında özgürce yaşayacakları bir zemini, imkan ve fırsat eşitliğini sunuyoruz. Türkiye’nin yakın tarihindeki kara bir lekeyi, Türkiye’nin tarihine ayrımcılık lekesi olarak geçmiş kara bir gölgeyi kaldırıyor, sadece başörtülülerin değil, 76 milyonunun tamamının ufkunu bugün daha da genişletiyor, daha da aydınlatıyoruz. Bu kısıtlamanın kalkması sadece ve sadece bir normalleşmedir. Bu baskının, bu dayatmanın kalkması, sadece ve sadece eşitliğin tesis edilmesidir. 76 milyonun arasına sokulan başörtülü, başı açık ayrımı ve ayrımcılığını artık ortadan kaldırıyoruz. Benim başı açık kardeşim de başı örtülü kardeşim de bundan sonra rahat rahat aynı yerde ve birlikte çalışmanın hazzına, mutluluğuna ereceklerdir. Devlet vatandaşına bakarken, muteber ve muteber olmayan, öz evlat , üvey evlat muamelesi yapıyordu. Devlet vatandaşına bakarken bu ayrımı yapıyordu. Devlet vatandaşına yaşam tarz, kılık kıyafet, resmi tarih, resmi ideoloji dayatıyordu. Biz bugün devletin bu çarpık bakışına bir son veriyor, 76 milyonun devlet nazarında bir ve beraber olması için tarihi bir adım atıyoruz.”“ELBETTE BIRAKILAN VE BIRAKILMAK ZORUNDA KALINAN O OKULLARIN KAYBI TELAFİ EDİLEMEYECEK”Erdoğan, “Elbette bırakılan ve bırakılmak zorunda kalınan o okulların kaybı telafi edilemeyecek. Elbette gurbette geçen yılların, vatan, sıla, aile hasretinin telafisi mümkün olmayacak. Üniversite kapılarında, ikna odalarında onurlarına dokunulan kızlarımızın yaraları elbette kapanmayacak. Hıçkırıklarla dökülün gözyaşları elbette geri gelmeyecek. Mahkemelerde, gözaltılar da, hapishanelerde, hücrelerde tüketilen hayatlar elbette geri verilemeyecek. Titreyen elleriyle, gözlerinde damlalarla başlarındaki örtüyü çıkarmak zorunda kalan, itilen, kakılan, horlanan kız çocuklarının daha genç yaşta kırılan eğitim şevkleri elbette tamir edilemeyecek. Pencerenin kenarında okula, işe giden arkadaşını seyreden, kalbi ağlayan kadınların iç çekmeleri elbette telafi edilemeyecek. Ancak inanıyorum ki bugün başlayan normalleşme, bugün başlayan yeni demokratik özgür süreç, hepimiz, milletimiz için bir teselli, gelecek nesiller için güvence olacaktır. Bizlere, 76 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının her birine bugünleri gösteren rabbime hamdolsun. Bu demokratik ve özgür neticeye ulaşmamızda katkısı olanlara, özellikle bu insan hakkının yıllarca çileli mücadelesini verenlere selam olsun. Rabbim Türkiye’ye böyle acılar yaşatmasın diyor, bu tarihi düzenlemenin hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

683 Toplam, 2 Bugün

Tıp Eğitimleri Projesi İnceleme Ziyaretine Destek Verildi için yorumlar kapalı

Tıp Eğitimleri Projesi İnceleme Ziyaretine Destek Verildi

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Tıp Eğitimleri Projesi İnceleme Ziyaretine Destek VerildiTürk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’nın katkılarıyla, Türkiye’de düzenlenen eğitim programlarının etkin bir şekilde hazırlanması, verilecek mesleki eğitimlerin uygulama içeriklerinin belirlenmesi, Türkiye’ye gelecek Özbek doktorlara ihtiyaçlarına uygun ve etkin bir eğitim verilebilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı uzmanlarından oluşan 4 kişilik bir heyet tarafından Özbekistan’a bir çalışma ziyareti gerçekleştirildi.TİKA ve Sağlık Bakanlığı işbirliğinde Özbekistan Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde görev yapan doktor ve sağlık personeline ülkemizde tıp eğitimleri düzenleniyor. Türkiye ile Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık ve Tıp Alanında İşbirliğine Dair Anlaşma kapsamında, sağlık ve tıp alanında karşılıklı faydaya dayalı ve eşit işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla, Özbek doktorlara, Sağlık Bakanlığımıza bağlı eğitim ve araştırma hastanelerinde kısa süreli mesleki eğitim veriliyor.Özbekistan Sağlık Bakanlığınca, Özbekistan’da anne ve çocuk sağlığı alanında çalışmakta olan pediatri (çocuk), neonatolji (yenidoğan) ve jinekoloji (kadın hastalıkları ve doğum) uzmanları için Türkiye’de eğitim programlarının düzenlenmesi hususunda destek talep edildi. Bu çerçevede Sağlık Bakanlığımız tarafından 2013-2015 yılları arasında toplam 125 Özbek doktora TİKA işbirliğinde eğitim düzenlenmesi planlanarak programları gerçekleştirildi.TİKA’nın katkılarıyla gerçekleştirilen eğitimlerde, Özbekistan’da görev yapan 13 Özbek sağlık personeli Dr. Sami Ulus Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 18 Haziran – 07 Temmuz 2013 tarihleri arasında eğitim aldılar. Türkiye’de düzenlenen eğitim programlarının etkin bir şekilde hazırlanması, verilecek mesleki eğitimlerin uygulama içeriklerinin belirlenmesi, Türkiye’ye gelecek Özbek doktorlara ihtiyaçlarına uygun ve etkin bir eğitim verilebilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı uzmanlarından oluşan 4 kişilik bir heyet tarafından Özbekistan’a çalışma ziyareti gerçekleştirildi. Tıp Eğitimleri Projesi kapsamında Sağlık Bakanlığımız uzmanlarından oluşan 4 kişilik heyeti TİKA’nın koordinasyonunda Özbekistan Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile görüşüp, iki ülke arasında sağlık alanında işbirliğinin geliştirilmesine yönelik inceleme ve değerlendirmelerde bulundular.Sağlık Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Tıp Eğitimleri Projesi sorumlusu Hediye Karataş, Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Eğitim Koordinatörü Uzm. Dr. Pelin Zorlu, Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Eğitim Koordinatörü Doç. Dr. Berna Dilbaz ile Neonatoloji Kliniği Eğitim görevlisi Doç. Dr. Nihal Demirel’den oluşan heyete TİKA yetkilileri refakat etti.İnceleme ziyareti kapsamında, Özbekistan Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile görüşüldü. Özbekistan Sağlık Bakanlığı Anne ve Çocuk Sağlığı Genel Müdürlüğü Başkanı Saitmurat İsmailov, Cumhuriyet Doğum ve Jinekoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Sait Sultanov, Cumhuriyet İhtisaslaştırılmış Pediatri Bilimsel Uygulama Tıp Merkezi Direktörü Dilara Ahmedova, Cumhuriyet Perinatal Merkezi Direktör Yardımcısı Saida Hasanova, Taşkent Pediatri Tıp Enstitüsü Kliniği Başhekim Yardımcı Torkun Rahimoviç, 5 No’lu Devlet Çocuk Klinik Hastanesi Başhekimi Dilya Devletova, Sağlık Bakanlığı Anne ve Çocuk Sağlığı Genel Müdürlüğünden Zafer İsmailov’un katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda Türkiye ile Özbekistan Cumhuriyeti’nin sağlık alanında devam eden işbirliğinin önemine değinildi. Özbekistan Sağlık Bakanlığı yetkilileri söz konusu işbirliğinin ülkedeki hastalara daha verimli ve kaliteli hizmet sunmada kendilerine büyük imkânlar sağladığını ifade etti.İnceleme ziyareti kapsamında heyet, Taşkent Pediatri Tıp Enstitüsü Kliniği ziyaret etti. Klinik Başhekimi Gulirano Usmanova tarafından yapılan sunumda, Klinikte hizmet içi eğitime büyük önem verilmekte olduğu, klinik doktor ve hemşirelerin Almanya, Türkiye, Rusya, Güney Kore ve İsrail’de eğitim gördükleri belirtildi. Aynı hastanede daha önce TİKA tarafından düzenlenmiş ve cihaz donanımı yapılmış olan yeni doğan ünitesinde incelemelerde bulunuldu. Özbek doktorlar tarafından burada yapılan açıklamada bu servisin etkin biçimde kullanıldığı ve kurulmasına katkıda bulunan TİKA’ya desteklerinden dolayı duydukları memnuniyet dile getirildi.Yapılan görüşmeler ve sağlık merkezlerinin ziyareti neticesinde; Özbekistan’daki kadın doğum, pediatri ve neonatoloji eğitiminin standartları hakkında yerinde tespitlerde bulunuldu. İncelenen merkezlerin fiziki koşulları, tıbbi cihaz donanımı, yatak kapasiteleri, hasta sayıları, sağlık çalışanlarının sayısı ve vasıfları hakkında bilgiler edinildi. Ayrıca anne ve bebek ölüm oranları, DSÖ ile anne ve bebek sağlığı ile ilgili yürütülen projeler hakkında bilgi alındı.

687 Toplam, 2 Bugün

Suriye Kürt Ulusal Konseyi Heyeti, Dışişleri Bakanlığı Yetkilileri İle Görüştü için yorumlar kapalı

Suriye Kürt Ulusal Konseyi Heyeti, Dışişleri Bakanlığı Yetkilileri İle Görüştü

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Suriye Kürt Ulusal Konseyi Heyeti, Dışişleri Bakanlığı Yetkilileri İle GörüştüAnkara’da bulunan Suriye Kürt Ulusal Konseyi (SKUK) yetkilileri ile Müsteşar Yardımcısı Ömer Önhon başkanlığındaki Dışişleri Bakanlığı heyeti arasında görüşme yapıldı.Bakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, yaklaşık iki buçuk saat süren görüşmede Suriye’deki son gelişmeler ele alındı. Bu kapsamda rejimin sivil halka karşı devam eden saldırıları, rejimin elindeki kimyasal silahların imhasına ilişkin süreç, ülkenin kuzeyinde Türkiye sınırına yakın bölgelerde meydana gelen çatışmalar ve Cenevre 2 süreci hakkında karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu.Bakanlık heyeti tarafından SKUK’un Suriye Ulusal Koalisyonu’na (SUKO) katılma kararı da desteklenerek, bunun Suriye halkının meşru temsilcisi konumundaki Koalisyona güç katacağı ve Cenevre 2 sürecinde Suriye halkının daha bütünlüklü bir yapı içinde temsil edilmesine imkan tanıyacağı belirtildi. SKUK yetkilileri de Suriye Kürtlerinin haklarını birleşik bir Suriye içinde eşit Suriye vatandaşları olarak arayacaklarını söyleyerek, SUKO’ya katılma kararlarının da bu iradenin bir yansıması olduğunu belirttiler.Görüşmede Suriye’deki insani durum da kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. Tarafımızdan, ülkedeki insani durumun hem Suriyeliler hem de komşu ülkeler için giderek daha vahim bir hal aldığı, en son BMGK Başkanlık Açıklamasında da ortaya konduğu üzere bu konuda bir an evvel etkin adımlar atılmasını beklediğimiz ve uluslararası topluma bu yöndeki çağrılarımızın artarak devam ettiği vurgulandı. Ayrıca, Suriye halkına yönelik yardımlarımızın hiçbir etnik veya mezhep ayrımı gözetmeksizin devam ettiği belirtilerek, ihtiyaçlara göre elimizden gelenin azamisini yapmaya devam edeceğimiz kaydedildi.SKUK yetkilileri de bu zor süreçte yanlarında en net duruşu sergileyen ülkenin Türkiye olduğunu, ülkemiz üzerinden gelen insani yardımın kendileri için son derece büyük önem taşıdığını ve bunun için Kürt toplumu dahil tüm Suriye halkının Türkiye’ye minnettar olduğunu ifade etti. SKUK yetkilileri ayrıca Türkiye ile ilişkilere büyük önem verdiklerini vurgulayarak, Türkiye’nin Suriye halkına sağladığı çok yönlü destek için teşekkür ettiler.

512 Toplam, 1 Bugün

Kılıçdaroğlu: Yüzde 10 Seçim Barajı Diktatöre Yol Açtı için yorumlar kapalı

Kılıçdaroğlu: Yüzde 10 Seçim Barajı Diktatöre Yol Açtı

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Kılıçdaroğlu: Yüzde 10 Seçim Barajı Diktatöre Yol AçtıCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim barajı ile ilgili, “Önümüze üç seçenek koyuyorlar. Üçünden birini seçeceksin diyorlar. Dördüncü seçenek? Olmaz. Hani demokrasi vardı? Hani bizim düşüncelerimiz vardı? Yüzde 10 seçim barajı diktatöre yol açtı. Kapıları sonuna kadar açtı.” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında demokratikleşme paketini değerlendirdi. Seçim barajı ile ilgili tartışmalara değinen Kılıçdaroğlu, “Önümüze üç seçenek koyuyorlar. Üçünden birini seçeceksin diyorlar. Dördüncü seçenek? Olmaz. Hani demokrasi vardı? Hani bizim düşüncelerimiz vardı? Yüzde 10 seçim barajı diktatöre yol açtı. Kapıları sonuna kadar açtı. 2002 yılında yüzde 34 oy aldılar, Parlamento’nun yüzde 66’sına egemen oldular. 2007, yüzde 47 oy aldılar, Parlamento’da yüzde 62 çoğunluğu elde ettiler. 2011, yüzde 49 oy aldılar, Parlamento’nun yüzde 59’una sahip oldular. Nerede bu milli irade? 2002’de yüzde 34 oya karşın yüzde 66 Parlamento egemenliğine sahip oldular. 178 milletvekili fazladan çıkartılmış. 2007’de 83 milletvekili fazladan çıkardılar. 2011’de 57 milletvekili fazladan çıkardılar. Son seçimde bizim 33 milletvekilimiz AKP sıralarında. Aldığımızı oyun karşılığı milletvekili çıkartamadık. Kim yaptı bunu? Darbeciler yaptı. Kim sahip çıkıyor? Yine darbeciler, yani demokrasi darbecileri, yani Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları.” diye konuştu. “TÜRKİYE ARTIK, ESKİ TÜRKİYE’DEN DE GERİ”Son 10 yılda 121 faili meçhul cinayet olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, “Faili meçhulleri aydınlatacak bir düzenleme demokratikleşme paketinde yok. Bu da eksikliklerden birisi… Ne demişti Erdoğan, ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Hrant Dink’in davası, kimsenin endişesi olmasın, geçmişte olduğu gibi Ankara’nın derin dehlizlerinde kaybolmaz, kaybolamaz. Türkiye artık eski Türkiye değil. Türkiye artık eski Türkiye’den de geri. Herkesin bunu bilmesi gerekir.” dedi. Bu dönemde sıkı yönetim dönemlerinde olmayan uygulamaların hayata geçtiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Gizli tanık. Nerede ipten kopan adam varsa onu gizli tanık yaptılar… Yargıyı baskı altına alan, yargıyı yönlendiren, şekillendiren bir uygulama. Bunu kaldıran bir düzenleme var mı? Hayır.” şeklinde konuştu. Kılıçdaroğlu, pakette basın özgürlüğü ile ilgili de herhangi bir düzenleme olmadığını ifade etti. 12 Eylül ürünün YÖK’ün kaldırılması için bir düzenleme bulunmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Darbe hukukuna yapıştılar, onunla yollarına devam edecekler.” dedi. Demokrasiyi her alanda istediklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, yurt dışında çalışan işçilerin Parlamento’da temsilcileri olmasını savunduklarını aktardı. Demokrasilerde devletin halkın denetimine açıldığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Biz de tam tersi oluyor. Devletin halk üzerinde baskısı var… Sayıştay raporları gelmez, halk korkudan sesini çıkartamaz. Halkın devleti denetlemesi bir tarafa, ülkenin başbakanı çıkar ,siz birbirinizi denetleyin der. Bu kişinin getirdiği demokrasi paketi alkışlanır. Bu tam bir Aziz Nesin’lik olaydır.” diye konuştu. Bir gazeteciye attığı e-posta ile gündeme gelen Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna’ya da tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Bunu söyleyen vali o koltukta bir saat bile oturamaz. Bir gazeteciye ‘adi’, ‘şerefsiz’ diyen bir vali, valilik koltuğunda oturamaz. Ama ne dedi Recep Tayyip Erdoğan, ‘Sayın Vali iyi bir arkadaşımızdır.’ Biz de güzel bir atasözü var; Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim.” dedi. Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’in ardından ‘dördüncü büyük devrime’ imza atılması gerektiğini dile getirerek, “Özgürlük ve demokrasi konusunda ciddi, tutarlı adımları hep birlikte atmalıyız.” diye konuştu.

545 Toplam, 1 Bugün

Ankara Hayvancılığı Masaya Yatırıldı için yorumlar kapalı

Ankara Hayvancılığı Masaya Yatırıldı

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Ankara Hayvancılığı Masaya YatırıldıTarımsal faaliyet ve üretim açısından Türkiye’de önemli paya sahip Başkent Ankara’da hayvancılık sektörü düzenlenen toplantıda masaya yatırıldıAnkara’da hayvancılık sektörünün mevcut durumu, problemleri, potansiyeli konularında görüş alış verişinde bulunularak, çözüm önerilerinin dile getirildiği toplantının bir diğer konusu ise Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nca verilen kredilerin daha etkin ve faydalı kullanılmasıydı. Toplantıda Ankara’daki tarım ve hayvancılık faaliyetleri hakkında bilgiler veren İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Muhsin Temel, bu sektör toplantısında Ankara’daki hayvancılık sektörüyle ilgili her şeyin konuşulacağını, yapılan konuşmalar ve değerlendirmeler ışığında bir eylem planı hazırlanarak sorunlara çare bulunmaya çalışılacağını belirtti. Nüfusun büyük bölümünün şehir merkezlerinde yaşadığı Ankara’da ciddi bir tarım ve hayvancılık potansiyelinin bulunduğunun altını çizen İl Müdürü Temel, hayvancılık sektörünün özellikle son yıllarda ciddi bir atılım içerisinde olduğunu kaydederek, son on yılda büyükbaş hayvan sayısının yüzde 24, küçükbaş hayvan sayısının yüzde 40, kanatlı hayvan sayısının da yüzde 83 oranında arttığını söyledi.Ankara’da hayvancılık yatırımlarının artırılması için çeşitli projeler yürütüldüğünü anlatan Temel, Türkiye’ye örnek olacak 17 bin 900 hayvan kapasiteli 99 işletmenin bulunacağı Çubuk Organize İhtisas Hayvancılık Sanayi Bölgesi ve 55 bin hayvan kapasiteli Sincan Organize Hayvancılık Bölgesi’nin bu projelere birer örnek olduğunu sözlerine ekledi. Toplantıda yapılan konuşmalar, dilek ve temenniler çerçevesinde İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nce Ankara hayvancılığının geleceğine ışık tutacak bir eylem planı hazırlanarak uygulamaya konulacak.

623 Toplam, 2 Bugün

Bbp Genel Başkanı Mustafa Destici: için yorumlar kapalı

Bbp Genel Başkanı Mustafa Destici:

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Bbp Genel Başkanı Mustafa Destici:Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Biz BBP olarak hükümete 11 maddelik teklif sunmuştuk. Bu tekliflerin içerisinde de memurlarımıza grevli toplu sözleşme hakkı verilmesi vardı” dedi.Büyük Birlik Partisi(BBP) Genel Başkanı Destici, Bağımsız Kamu Sendikaları (BASK) Başkanı Resul Akay ve yönetim kurulunu makamında kabul etti.Genel Başkan Destici, demokratikleşme paketinde yer alan maddelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Heybeliada Ruhban okulun bu pakette yer almamasını özellikle istediğini dile getiren Destici, şunları söyledi:”Paket açıklanmadan önce Batı Trakya’daydım. Oradaki kardeşlerimiz, genel başkanlarımız, müftülerimiz ile yaptığımız toplantıda Heybeliada Ruhban okulu da açılırsa bizim elimizde hiçbir şey kalmayacak hiç bir koz kalmıyor. Yalnızlığa terk edilmiş oluyoruz dediler. Biz bunu hükümet yetkililerine bizzat aktardık. Paketinin içerisinde olmaması bizi ziyadesiyle mutlu etmiştir. Başbakanın grup toplantısın da bu konu da net ifade kullanması ve Yunanistan’ın bir adım atmadan Heybeli ada ruhban okulun açılmasına izin verilmez. Çünkü orada bugüne kadar Türkiye bir çok adımlar attı. Vakıf mallarını iade etti, eğitimlerine fırsat verdi. Dillerini yaşamalarına yaşatmalarına müsaade etti. Mal varlıklarını iade etti. Ama Yunanistan bırakın vakıf mallarını iadesini ya da seçilmiş müftülerin tanınmasını, tabelalardaki Türk ismine bile müsaade etmemiştir. Hiçbir ülke birliği bütünlüğü konusunda taviz vermiyor. Ama bütün tavizler Türkiye’den isteniyor.”Destici, “Paketin içerisinde kamu da başörtüsü serbestliği olmak üzere birkaç maddeyi olumlu bulduğunu belirterek, “Topyekun paketin hepsini tek tek değerlendirdiğimiz de özellikle PKK ile yürütülen müzakere sürecinde 8,10 maddenin bizzat müzakere sonucu olduğu görülmektedir. Yine batı ile bozulan ilişkilerin düzeltilmesi gezi parkı olayları sonrası bir takım maddelerin burada yer aldığını görmekteyiz. Ama özellikle seçim ve siyasi parti yasasıyla ilgili değişiklikler tamamen hükümetin kendi konumunu muhafaza etme bu oy oranına göre daha fazla milletvekili nasıl çıkartabilirimdir. Türkiye’yi demokratikleştireyim temsilde adaleti sağlayayım hak yerine gelsin diye değil de ben mevcut oyumla ne kadar milletvekili çıkarabilirim ve anayasa yapma çoğunluğu nasıl elde edebilirimin yolları aranmakta ama burada tek göze almayan BDP çünkü PKK müzakereden dolayı” diye konuştu. Destici, “bugüne kadar hazine yardımı ve baraj konusunda, hazine yardımı partilerin aldığı oy oranına göre ayarlarsak BDP de alır. Barajı kaldırırsak BDP, PKK’lılar meclise girer diye bahane sunanlar şuan da ne acıdır ki bunu BDP için yapıyorlar.”Memurlarımızı ilgilendiren en önemli nokta partilere üyelik meselesi olduğuna dikkat çeken Destici, şöyle konuştu:“Başbakan bizzat paketi açıklarken biz siyasi partilerin önündeki üye olma engellerini kaldırıyoruz. Oy hakkına sahip olan herkes partilere üye olabilecek. Siyasi partiler yasasının 11. maddesi B bendindeki 6 maddeyi kaldırıyoruz şeklinde idi. Fakat baktığınız zaman orada memurlara kesinlikle siyaset hakkı tanınmıyor. Burada kimlerin siyaset yolu açılıyor rüşvetçilerin, devlet malına zimmetine geçirenlerin, ihale yolsuzluğu yapanların, devlete karşı milleti ayaklandıran bu suçu işleyenlerin tabi en önemlisi PKK ve KCK’ nın siyaset yolu açılıyor.””ANDIMIZI OKUMAMIZIN NE GİBİ ZARARI OLABİLİR”‘Andımızın okunmasının ne gibi zararı olabilir’ diye soran Destici, Türk’üm doğruyum demenin ne gibi bir sakıncası olabilir diye belirtti. Desteci, “tersine Türklük bir ırkın adı değil ama 10 asırdır İslam’ın sancaktarlığını yapmıştır. Bu milletin ülkenin ferdi olmakta bizleri ancak gururlandırır. O yüzden bu uygulamanın gereksiz olduğunu vurguluyoruz. PKK’nın talebi olarak andımızın ortadan kaldırılması ve bunu Savunurken aşalayıcı kelimeler kullanılması tarafımızdan tarafından kabul edilmemiştir” diye konuştu.”KAMUDA BAŞÖRTÜSÜ SERBESTLİĞİNİ TAKDİR EDİYORUZ”Paketle ilgili değerlendirmemizi yaptığını anımsatan Destici, “Kamuda başörtüsü serbestliğini biz takdir ettiğimizi bir kere daha söylüyorum. Bir zulüm devir kapanmış olacaktır. Fakat yargı mensuplarının emniyet mensuplarının ve silahlı kuvvetler mensuplarının bu işin dışarısında tutulmasını anlamakta güçlük çekiyoruz. Hala Türkiye’de bir darbe tehlikesi mi vardır. Hala Türkiye bir vesayet rejiminde midir, bunun da açıklanması gerekmektedir. Bu yasağın devam ediyor olması özüyle çelişmektedir” dedi.Memurlarımızın 2011 referandumunda grevli toplu sözleşme hakkı verilmemesi ve toplu sözleşme hakkının verilmemesi bugün yaşanan durumun neticesi diye ifade eden Destici, “Biz BBP olarak hükümete 11 maddelik teklif sunmuştuk bu tekliflerin içerisinde de memurlarımıza grevli toplu sözleşme hakkı verilmesi vardı. Ama memur sendikalarımız bu duruma cılız kalmıştır. Grevli toplu sözleşme hakkı alınsaydı bugün bu sorunlar yaşanmazdı. Memurlarımız bu dönemin en mağdur kesimlerinden özellikle son yapılan toplu sözleşme ile yüzde 6’ya bile tekabül etmeyen bir zam oranı Türkiye ‘de enflasyonun bile karşılığı değildir. Bu bir zam değildir ve maaşların değerini korumamıştır” şeklinde konuştu.Bağımsız Kamu Sendikaları (BASK) Başkanı Resul Akay, Destici’ye, demokratikleşme paketinde yer alan bazı maddeler ile ilgili görüşlerini aktardı.

560 Toplam, 1 Bugün

Kazan’da Çıkan Yangın Korkuttu için yorumlar kapalı

Kazan’da Çıkan Yangın Korkuttu

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Kazan’da Çıkan Yangın KorkuttuAnkara’nın Kazan ilçesinde bir apartmanın giriş katında çıkan yangın korkulu dakikalar yaşanmasına neden oldu.Edinilen bilgiye göre; Satıkadın Mahallesi Gazi Mustafa Kemal Caddesinde bulunan 5 katlı Kardeşler Apartmanının giriş katındaki merdiven boşluğunda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangının dumanı bütün apartman boşluğunu sarınca vatandaşlar evlerinin balkonlarına çıktı. Balkonda mahsur kalan aileler itfaiyenin merdiveniyle aşağı indirildi. Yangında herhangi bir mal veya can kaybı yaşanmadı.İtfaiye görevlileri depo olarak kullanılan merdiven boşluğundaki yangını söndürdükten sonra apartmandaki bütün dairelerin kapılarını çalarak içeride kimse olup olmadığını kontrol etti.İtfaiyenin olay yerini terk etmesinin ardından gelen ve bir fabrikada gece güvenlik elemanı olarak çalışan arkadaşları Kadir Akkaya’nın içeride olabileceğini ve telefonla da ulaşamadıklarını söyleyen Ayhan Esentürk ve Tuncay Ersoy, kısa süreli paniğe neden oldu. Apartmanın 5. katında oturan Kadir Akkaya’nın dairesinin kapısını açmak için polis tarafından çağrılan çilingir geldiğinde kayıp kişinin de evde olmadığı haberi gelince derin bir nefes aldılar.

697 Toplam, 2 Bugün

"Bayramda Fazla Mesai Yapacak Memura Mesai Ücreti Ödenmelidir" için yorumlar kapalı

"Bayramda Fazla Mesai Yapacak Memura Mesai Ücreti Ödenmelidir"

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

"Bayramda Fazla Mesai Yapacak Memura Mesai Ücreti Ödenmelidir"Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan, “Bayram gününde görev alarak fazla mesai yapacak olan memurlara fazla mesai ücreti ödenmelidir. Bayram gününde çalışmanın karşılığı farklı bir günde izin kullandırma olamaz.” dedi. Yazgan, yaptığı yazılı açıklama ile memurların fazla mesai sorununa dikkat çekti. Yazgan, yaklaşan Kurban Bayramında görev alacak memurlara fazla mesai ücretlerinin ödenmesini istedi. Anayasaya göre angaryanın yasak olduğunun altını çizen Yazgan, ücreti ödenmeyecekse memurlara fazla mesai yaptırılmaması gerektiğini vurguladı. Yazgan, “Bilindiği gibi birkaç bürokratın sivil toplum örgütlerine sormadan hazırladığı 666 sayılı kanun hükmünde kararname ile fazla mesai ücretleri kaldırıldı. Fazla mesai yaptırılıyorsa emeğin, alın terinin karşılığı olan fazla mesai ücreti kaldırılamaz. Şayet ücreti verilmeyecekse memurlarımıza fazla mesai de yaptırılamaz. Çünkü Anayasamıza göre angarya yasaktır. Kararnamenin yanlışlığını sendika olarak sürekli vurguladık. İstanbul’dan Ankara’ya 455 kilometrelik yolu yürüyerek kararnameyi protesto ettik. Şimdi kurban bayramı yaklaşıyor. Kurban bayramında başta Maliye Bakanlığı olmak üzere bazı kurumlarda memurlarımız mesaiye kalacak. Bayram gününde yol ve işyeri denetimi yaparak mesaiye kalacak memurlarımıza ‘mesai karşılığı izin verelim’ deniliyor. Ailesiyle, akrabalarıyla bayram yapamadıktan sonra normal günlerde izin kullandırılması bir anlam ifade etmiyor. Bayram gününde çalışmanın karşılığı farklı bir günde izin kullandırma olamaz. Bunun için bayramda mesai yapacak olan memurlarımızın alınlarının teri, emeklerinin karşılığı olan fazla mesai ücretleri mutlaka ödenmelidir.” diye konuştu.

498 Toplam, 1 Bugün

Destici: Yargı, Emniyet Ve TSK’da Başörtüsü Yasağı Paketin Özü Ile Çelişiyor için yorumlar kapalı

Destici: Yargı, Emniyet Ve TSK’da Başörtüsü Yasağı Paketin Özü Ile Çelişiyor

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Destici: Yargı, Emniyet Ve TSK’da Başörtüsü Yasağı Paketin Özü Ile ÇelişiyorBüyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici kamuda başörtüsü serbestliğinin yargı, emniyet ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde devam ettiriliyor olmasının demokratikleşme paketinin özü ile çeliştiğini söyledi. Heybeli Ada Ruhban Okulu’nun demokratikleşme paketinde olmamasına sevindiklerini dile getiren Destici demokratikleşme paketinde yer alan bazı maddelerin çözüm süreci ile ilgili olduğunu ifade etti. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici Bağımsız Kamu Sendikaları (BASK) Başkanı Resul Akay ve yönetim kurulu üyelerini parti genel merkezinde kabul etti. Kabulün ardından Destici, demokratikleşme paketi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Heybeliada Ruhban Okulu’nun bu pakette olmamasını ısrarla istediklerini söyleyen Destici, “Paket açıklanamadan önce Batı Trakya’daydım. Oradakilerle yaptığımız görüşmelerde Heybeli Ada Ruhban Okulu da açılırsa bizim elimizde hiçbir koz kalmıyor. Bu arada bir yalnızlığa terk ediliyoruz’ dediler. Bunu yetkililere aktardık ve bunun pakette olmaması bizi ziyadesi sevindirdi. Paketlere devam edilecek deniyor. İnşallah Yunanistan bir adım atmadan Ruhban Okulu’nun açılmasına izin verilmez.” dedi. “HİÇ KİMSE TÜRKLÜK ÜZERİNDEN KAVMİYETÇİLİK YAPAMAZ”Andımızın kaldırılması ile ilgili de açıklamalarda bulunan Destici, “Türküm doğruyum çalışkanım demenin kimseyi rahatsız etmemesi lazım. Tam tersi Türklük bir ırkın bir adı değil. Bu ülkede hiç kimse Türklük üzerinden kavmiyetçilik yapmaz. Bu yaparsa da bunun karşısında oluruz. Biz bu uygulamanın da gereksiz bir uygulama olduğunu görüyoruz. Bunun da PKK ile yürütülen müzakere sürecinde olmuş olmasını da kabul etmiyoruz. Normal bir süreçte ‘1933’te yazılmış günün şartlarına göre değiştirilmesi ya da uygulanış şekli, çocukların kapıya dikerek değil de bütün ders kitaplarının arka sayfasına yazarak, bu şekilde öğretilmesi ve uygulanmasında bir takım değişiklikler yapılabilirdi. PKK talebi olarak tamamen kaldırılması ve bunu savunurken de adeta aşağılayıcı kelimeler kullanılması tarafımızdan kabul edilmemiştir.” ifadelerini kullandı. “HAZİNE YARDIMI DAĞITIRSAK NDP ALIR, SEÇİM BARAJINI KALDIRISAK BDP MECLİSE GİRER”Doğru olan doğru demiş yanış olana yanlış demiş bir parti olduklarını dile getiren Destici, “Paketin hepsini toptan değerlendirdiğimizde PKK ile yürütülen müzakere süreci pakette yer alan 8-10 maddenin müzakere sürecinin sonucu olduğu görülmektedir. Gezi Odaları’ndan sonra batı ile bozulan ilişkileri düzeltmek adına bir takım maddelerin burada yer aldığı bir takım maddelerin burada yer aldığını görmekteyiz. Seçim yasası ve siyasi parti yasalarındaki değişiklikler hükümetin tamamen kendi konumunu muhafaza etmenin yolları aranmaktadır. Bu güne kadar hazine yardımı konusunda mevcut hükümet tarafından hep şu söylenmişti, ‘biz hazine yardımı partilerin aldığı oya göre dağıtırsak BDP’de alır. Barajı kaldırırsak BDP’liler meclise girer’ bize bu bahaneyi sunanlar şimdi ne acıdır ki bunu BDP için yapıyorlar.” şeklinde konuştu. Memurları ilgilendiren konulardan en önemlisi partilere üyelik meselesi olduğunu hatırlatan Destici, “Başbakan paketi açıklarken ‘artık siyasi partilere üye olmanın önündeki engelleri kaldırıyoruz. Oy hakkına sahip olan herkes partilere üye olabilecek. Bu nedenle siyasi partiler yasasındaki 11. yasasının b bendindeki 6 maddeyi kaldırıyoruz.’ dedi. Baktığımız zaman oradaki 6 madde memurlara siyaset hakkı tanımıyor kesinlikle. Bakıyoruz kimlere siyaset yolu açılmış. Rüşvetten ceza alanlara, devlet malını zimmetine geçirenlere, ihale yolsuzluğu yapanların, devlete karşı milleti kışkırtan ya da milleti birbirine düşürenlerin ve tabi en önemlisi PKK ve KCK’dan ceza almış olanların siyaset yolu açılıyor. Biz bunu kamuoyuna deklare ettik ama ne meclisteki siyasi partiler bunun üzerinde durdu ne de kamuoyu bunun üzerinde durdu.” şeklinde devam etti. “PAKETİN ÖZÜ İLE ÇELİŞİYOR”Kamuda başörtüsü serbestliğini bir kere daha takdir ettiklerini açıklayan Destici açıklamalarına Şöyle devam etti: “Bir zulüm devri kapanmış olacaktır. İnşallah uygulamada bir sıkıntı yaşamaz. Yargı, emniyet ve TSK mensuplarının bu işin dışında tutulmasını anlamakta güçlük çekiyoruz. Türkiye’de bir darbe tehlikesi mi vardır? Türkiye bir vesayet rejimimde midir? Özellikle yargı, emniyet ve TSK mensuplarının bu yasağının devam ettiriliyor olması özü ile çelişiyor diye düşünüyorum.

470 Toplam, 1 Bugün

Eczacıyı En Çok Meslektaşı Şikayet Ediyor için yorumlar kapalı

Eczacıyı En Çok Meslektaşı Şikayet Ediyor

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Eczacıyı En Çok Meslektaşı Şikayet EdiyorEge Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre rekabet kökenli davranışlar, eczacılık yasalarına aykırı davranışlar ve Sosyal Güvenlik Kurumu kaynaklı suçların yaygın olduğu, şikâyetçilerin çoğunun eczacılar olduğu saptandı.Ege Üniversitesi’nde rekabet kökenli davranışlar, eczacılık yasalarına aykırı davranışlar ve Sosyal Güvenlik Kurumu kaynaklı suçların yaygın olduğu ve şikâyetçilerinin saptanmasına dair araştırma yapıldı. Araştırmada, Türk Eczacıları Birliği (TEB)’ne bağlı 54 ilde bölge Eczacı Odasına kayıtlı 25 bin civarında serbest eczane bulunduğu ve Türkiye’nin üçüncü büyük şehri ve kişi başına düşen eczane sayısı bakımından en yoğun ikinci şehri olan İzmir’de ise 50 farklı yerleşim alanında bin 780 serbest eczane kayıtlı olduğu göz önünde bulundu.Serbest eczacıların mesleki uygulamalarından doğan yükümlülük ve sorumluluklarının değerlendirilmesinde, meslek deontolojisine aykırı eylemleri sebebiyle, meslek örgütü tarafından yürütülen disiplin soruşturmalarında, başta, 6197 sayılı “Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun ve Yönetmeliği” olmak üzere “Türk Eczacıları Birliği Deontoloji Tüzüğü”, ulusal ilaç ve eczacılık mevzuatı kapsamında yer alan diğer yasal metinler ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile TEB arasında imzalanan protokol hükümlerine aykırı bulunan eylemler, “deontolojik suç (ihlal)” kabul edilerek cezalandırılabiliyor.Ege Üniversitesi araştırma ile verdiği bilgiye şöyle devam etti:“Serbest eczacıların disiplin işlemleri ise ‘Türk Eczacıları Deontoloji Tüzüğü’ çerçevesinde bağlı bulundukları yerel eczacı odalarının onur kurulları tarafından yürütülüyor. Onur kurulları, disiplin soruşturması sonucunda eczacılara ‘yazılı uyarı (ihtar) cezası’, ‘para cezası’, ‘meslekten geçici men cezası’, ‘bir bölgede çalışmaktan sürekli men cezası’ verebiliyor.”Yapılan bir diğer araştırmada ise, İzmir’de deontolojik ihlal yapan eczacıların özelliklerini belirlemek amacıyla 1985-2010 yılları arasında, İzmir Eczacı Odası Onur Kuruluna sevk edilen 312 dosya incelendiğini belirten Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden Bülent Kıran ve Tıp Fakültesinden Aliye Mandıracıoğlu açıklamaları şöyle:“Türkiye’de, hekimler tarafından işlenen deontolojik suçları değerlendiren araştırmalar olmasına karşın, serbest eczacıların işlediği deontolojik ihlallerle ilgili bir inceleme yapılmamış olması bakımından bu araştırma, eczacılık alanında bir ilk olma özelliği taşıyor. Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden Bülent Kıran ve Tıp Fakültesinden Aliye Mandıracıoğlu’nun yaptığı araştırmada rekabet kökenli davranışlar (yüzde 52,6), eczacılık yasalarına aykırı davranışlar (yüzde 24,4) ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaynaklı suçların (yüzde 22,1) yaygın olduğu, şikâyetçilerin çoğunun (yüzde 41,0) eczacılar olduğu, rekabetin 30-39 yaş grubunda (yüzde 30,6) ve sosyoekonomik düzeyi yüksek olan bölgelerdeki eczaneler arasında (yüzde 58,4) daha dikkat çekici olduğu saptandı.”Şikâyetçilerin çoğunun kendi meslektaşları olmasını araştırmacılar ‘Sağlıkta piyasa ekonomisinin egemen olması, rekabet kökenli deontolojik suçlarda şikâyetçilerin çoğunun meslektaşının rekabete aykırı davranışından zarar gören eczacılar ile meslek ortamını düzenlemeye çalışan eczacı odası ve üst örgüt olan TEB olması da beklenen bir sonuçtur.” diyerek açıkladı. TEB yasa ve kararlarına aykırı davranışlar grubunda şikâyetçilerin çoğunluğunun “hastalar”, rekabet kökenli deontolojik ihlallerde “eczacılar” ve SGK kaynaklı suçlarda ise SGK ve diğer resmi kurumlar olduğu saptandı.Yapılan araştırmaya göre, rekabet kökenli deontolojik ihlaller ile SGK ve eczaneler arasındaki ilaç alım protokolüne aykırı davranışlar gösteren eczacıların daha çok “30-39” yaş grubunda, TEB yasaları ve kararlarına aykırı davranışları saptananların yüzdesinin ise daha çok 50-59 yaş grubunda olduğu ortaya çıktı.Ayrıca, yıllara göre incelendiğinde 2000 yılından önceki dönemde, deontolojik ihlallerin biraz daha fazla görüldüğü ve rekabet kökenli deontolojik ihlallerin ve SGK eczaneler arasındaki ilaç alım protokolüne aykırı davranışların 2000 yılından sonraki döneme göre biraz daha fazla olduğu ve 2000 yılından sonraki dönemde ise 2000 yılından önceki döneme göre eczacılık yasaları ve meslek örgütü kararlarına aykırı davranışların daha sık görüldüğü saptandı.Çalışma süresi 10-19 yıl arasında olan eczacıların, rekabet kökenli davranışları en sık gösteren eczacılar olması, meslekte en aktif ve kazanma hırsı en yüksek olan bu yaş grubunda, haksız kazanca yönelme eğiliminin de fazla olması nedeni ile SGK kaynaklı ihlallerin en sık rastlandıgˆı grup olmasının beklenen bir sonuç olduğunu belirten araştırmacılar, “Ancak, meslekte emeklilik aşamasına gelmiş olan 30 ve üzeri çalışma yılı grubunda rekabet ihlallerinin en üst düzeyde olması çok düşündürücüdür” diyerek, kıdemli meslektaşlarının durumuna dikkat çekti.

642 Toplam, 1 Bugün

Başbakan Erdoğan, Amerikan-türk Konseyi Başkanı Rıchard Armıtage’yi Kabul Etti için yorumlar kapalı

Başbakan Erdoğan, Amerikan-türk Konseyi Başkanı Rıchard Armıtage’yi Kabul Etti

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Başbakan Erdoğan, Amerikan-türk Konseyi Başkanı Rıchard Armıtage’yi Kabul EttiBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Amerikan-Türk Konseyi Başkanı Richard Armitage’yi kabul etti.Başbakan Erdoğan, Amerikan-Türk Konseyi Başkanı Richard Armitage ve beraberindeki heyeti Başbakanlık Resmi Konutu’nda kabul etti. Başbakan Erdoğan’ın kabulü, basına kapalı olarak gerçekleştirildi.

488 Toplam, 1 Bugün

“ahilik Kültürü Haftası” Sergisi için yorumlar kapalı

“ahilik Kültürü Haftası” Sergisi

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

“ahilik Kültürü Haftası” SergisiAnkara Büyükşehir Belediyesi’nce “Ahilik Kültürü Haftası” nedeniyle Ahilik Kültürünü tanıtan bir sergi açıldı.Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı’nın desteğiyle Kızılay Metro Sanat Galerisi’nde açılan sergide, tamamı Dericizade Faruk Küçük’ün arşivinde yer alan eserler yer alıyor.“Ahilik Kültürü Haftası” nedeniyle Ahilik geleneğini, sahip olduğu değerleri Ankaralılara anlatmayı amaçlayan sergide, Ahilik Kültürünü temsil eden 20 fotoğraf, 10 adet gravür tablo, 60 adet kitap ile Ahilikte Görgü Kuralları ve Altın Öğütlerin yer aldığı 20 adet yazı bulunuyor. Ayrıca sergi salonundaki televizyon ekranlarında ahilik ile ilgili Faruk Küçük’ün anlatımıyla fotoğraf ve video görüntülerinin yer aldığı 22 dakikalık bir yayın sürekli olarak izlenebiliyor.Ahilik Birliklerinin faaliyet belgeleri, fotoğrafları ve ahilikle ilgili yazılan kitapların bulunduğu serginin mimarı Dericizade Faruk Küçük sergi ile ilgili açıklamasında, Ankara’nın tarihine ilişkin belge, fotoğraf, kitap ve benzeri her türlü materyali özenle sakladığını ve her vesilede koleksiyonundaki eserleri vatandaşların ilgisine sunabilmek amacıyla sergiler açtığına dikkat çekti. Faruk Küçük kendisinin Ankara sevdası ile yaptığı faaliyetlere ve arşivlerini Başkentliler ile paylaşma çabalarına daima destek olan Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne de özellikle teşekkür etti.Daha sonra, Ankara Esnaf ve Sanatkar Odaları Başkanı Mehmet Yiğiner, Dericizade Faruk Küçük ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı bürokratları birlikte serginin açılış kurdelasını kestiler.Kurdela kesilmesinin ardından hep birlikte sergiyi gezen katılımcılar Faruk Küçük’ten fotoğraflar ve diğer eserler hakkında bilgi aldılar.Sergi 12 Ekim Cumartesi akşamına kadar Ankaralıların ziyaretine açık kalacak.

513 Toplam, 1 Bugün

Ahilik Kültür Haftası Sergisi Açıldı için yorumlar kapalı

Ahilik Kültür Haftası Sergisi Açıldı

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Ahilik Kültür Haftası Sergisi AçıldıAnkara Büyükşehir Belediyesi’nce ‘Ahilik Kültürü Haftası’ nedeniyle Ahilik kültürünü tanıtan bir sergi açıldı. Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı’nın desteğiyle Kızılay Metro Sanat Galerisi’nde açılan sergide, tamamı Dericizade Faruk Küçük’ün arşivinde yer alan eserler yer alıyor. Ahilik geleneğini, sahip olduğu değerleri Ankaralılara anlatmayı amaçlayan sergide, Ahilik kültürünü temsil eden 20 fotoğraf, 10 adet gravür tablo, 60 adet kitap ile Ahilikte görgü kuralları ve altın öğütlerin yer aldığı 20 adet yazı bulunuyor. Ayrıca sergi salonundaki televizyon ekranlarında Ahilik ile ilgili Faruk Küçük’ün anlatımıyla fotoğraf ve video görüntülerinin yer aldığı 22 dakikalık bir yayın sürekli olarak izlenebiliyor. Serginin mimarı Dericizade Faruk Küçük, Ahilik Birlikleri’nin faaliyet belgeleri, fotoğrafları ve ahilikle ilgili yazılan kitapların da bulunduğu sergi ile ilgili açıklamasında, Ankara’nın tarihine ilişkin belge, fotoğraf, kitap ve benzeri her türlü materyali özenle sakladığını ve her vesilede koleksiyonundaki eserleri vatandaşların ilgisine sunabilmek amacıyla sergiler açtığına dikkat çekti. Faruk Küçük kendisinin Ankara sevdası ile yaptığı faaliyetlere ve arşivlerini Başkentliler ile paylaşma çabalarına daima destek olan Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne de teşekkür etti. Ankara Esnaf ve Sanatkar Odaları Başkanı Mehmet Yiğiner de Dericizade Faruk Küçük ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı bürokratları ile birlikte serginin açılış kurdelasını kesti. Kurdela kesilmesinin ardından hep birlikte sergiyi gezen katılımcılar Faruk Küçük’ten fotoğraflar ve diğer eserler hakkında bilgi aldı. Sergi 12 Ekim Cumartesi akşamına kadar Ankaralıların ziyaretine açık kalacak.

531 Toplam, 1 Bugün

Radyoloji Uzmanları Ve Türk Radyoloji Derneği , Hekimin Özgür Reçeteleme Sorununun Çözümü İçin Sgk’dan Revizyon Bekliyor için yorumlar kapalı

Radyoloji Uzmanları Ve Türk Radyoloji Derneği , Hekimin Özgür Reçeteleme Sorununun Çözümü İçin Sgk’dan Revizyon Bekliyor

| Ankara Haberleri | 8 Ekim 2013

Radyoloji Uzmanları Ve Türk Radyoloji Derneği , Hekimin Özgür Reçeteleme Sorununun Çözümü İçin Sgk’dan Revizyon BekliyorSGK, Sağlık Bakanlığının en güvenli iki üründen biri olarak belirttiği gadovisti ödemiyor. Bu durumda, radyoloji uzmanının tercih edebileceği sadece bir ürün kalıyor. Radyoloji uzmanları ve Türk Radyoloji Derneği, hekimin özgür reçeteleme hakkını da kısıtladığı iddiasıyla bu geri ödeme sorununun bir an önce çözüme kavuşturulması için SGK’dan revizyon bekliyor.Nefrojenik sistemik fibroz, son yıllarda dünyada çok konuşulan, tedavisi olmayan ve ölümcül seyreden bir hastalık. Bu hastalığa gadolinyumun neden olduğu birçok bilimsel yayında belirtiliyor. Sağlık Bakanlığı da bu riske dikkat çekmek için Ağustos ayında hekimlere bir yazı gönderdi, ancak SGK’nın SUT uygulamaları dolayısıyla hekimlerin kafası karışmış durumdaRadyoloji kliniklerinde manyetik rezonans görüntüleme (MRG)de, lezyon tespiti ve tanısal değerlendirme amacıyla gerek görüldüğünde gadolinyum iyonu içeren paramanyetik kontrast (GdKM) ürünler kullanılıyor. MRG’de kullanılan kontrast ürünlerle ilgili güvenlik profillerine ilişkin değerlendirme ve güncellemeler, özellikle 2006 yılında bu grup ürünler için tanımlanan NSF olgularından sonra daha büyük bir hassasiyetle devam ediyor.Bakanlığın hekimlere gönderdiği mektupta NSF ile ilgili şu bilgileri verdiğini ifade eden Radyoloji uzmanları ve Türk Radyoloji Derneği şu ifadeleri kullandı:“NFS, nadir görülen, cilt ve bağ dokularında fibrozis ile karakterize, klinik seyri değişkenlik gösteren edinsel bir sistemik hastalık. Klinik olarak ölüme kadar varabilen ciddi olumsuz sonuçlar doğuran NSF daha çok ekstremitelerde, gövdede nonspesifik dermatolojik bulgularla kendini gösteriyor.”Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Risk Yönetimi Dairesi tarafından radyologlara gönderilen mektupta, NSF ile ilgili şu bilgileri verdi: “NFS, nadir görülen, cilt ve bağ dokularında fibrozis ile karakterize, klinik seyri değişkenlik gösteren edinsel bir sistemik hastalık. Klinik olarak ölüme kadar varabilen ciddi olumsuz sonuçlar doğuran NSF daha çok ekstremitelerde, gövdede nonspesifik dermatolojik bulgularla kendini gösteriyor.”Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Risk Yönetimi Dairesi tarafından radyologlara gönderilen mektupta, NSF gelişiminin gadolinyum içeren kontrast ajanların tipine bağlı olduğu belirtilerek, etkin maddeler risklerine göre üç kategoriye ayrıldı:”- Yüksek risk: Emaray (gadopentetik asit), magnevist (gadopentetik asit), omniscan (gadodiamid), optimark (gadoversetamid),- Orta derecede risk: Multihance (gadobenik asit), primovist (gadoksetik asit), vasovist (gadofosveset),- Düşük risk: Dotarem (gadoterik asit), gadovist (gadobutrol)”.Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu ürünlerden yüksek ve orta derece risk taşıyan tüm ürünlerin geri ödemesini yapıyor. Ancak düşük risk grubunda bulunan ürünlerden gadovistin, Ocak 2013 tarihinde SGK’nın yayımladığı tebliğ ile geri ödemesinde ciddi oranda kısıtlama bulunuyor. Yani SGK, Sağlık Bakanlığının en güvenli iki üründen biri olarak belirttiği gadovisti ödemiyor. Bu durumda, radyoloji uzmanının tercih edebileceği sadece bir ürün kalıyor. Radyoloji uzmanları ve Türk Radyoloji Derneği, hekimin özgür reçeteleme hakkını da kısıtlayan bu geri ödeme sorununun bir an önce çözüme kavuşturulması için SGK’dan revizyon bekliyor.

476 Toplam, 1 Bugün

Sayfa 1 Toplam 15123456789101112131415››
  • En İyi Masaj Salonu

    Tarafından de 21 Şubat 2015 - 0 Yorumlar

    Adım adım mutluluğa Osmanlı kültüründen bu yana günümüze kadar gelen ve Ankara masaj adı verilen masaj çeşidi, tüm yorgunluğunuzu alacaktır. ...

Ankara Masaj